Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tren, Edebiyat ve Ben...

Hayatımın ilk uzun tren yolculuğunu lise birinci sınıfın yaz tatilinde yaptım. Ananem, büyük teyzem ve ben, Haydarpaşa Garı'ndan Pamukkale Ekspresi'ne binerek Isparta'ya, ananemin çok yakın bir dostunu ziyarete gidiyorduk. O gün bunun yalnızca bir seyahat değil, yıllar sonra bile zihnimde yaşamaya devam edecek bir hatıraya dönüşeceğini elbette bilmiyordum.   O yaşlarda bana hem çok uzun hem de fazlasıyla heyecan verici gelen on dört saatlik bir yolculuktu bu. Belki de ilk kez, bir trenle gerçekten tanışıyordum. Yol boyunca trenin ritmine öyle alışmıştım ki Isparta'ya vardıktan sonraki gün bile hâlâ hareket ediyormuşum gibi hissediyordum kendimi. Sanki bedenim rayların düzenli salınımını unutmamıştı. Bugün geriye dönüp baktığımda, trenin sesini, ritmini ve ruhunu ilk kez o yolculukta hissettiğimi düşünüyorum. Gece yarısı koltukta yarı uykulu hâlde ilerlerken trenin bazı istasyonlarda uzun uzun beklemesi bana çok ilginç gelmişti. Karanlığın içinden yükselen düdük se...
En son yayınlar

Demiryolunun Görünmeyen Hikâyesi; Atlas Vazgeçti Üzerine Bir Deneme

"Bu yazı, Ayn Rand’ın Atlas Vazgeçti adlı üç ciltlik romanının yalnızca ilk cildini okumuş bir demiryolu profesyonelinin ilk izlenimleridir. Romanın bütününe dair bir değerlendirme değil; ilk cildin zihnimde bıraktığı izlerin kaydıdır." Bazı meslekler zamanla insanın yaptığı iş olmaktan çıkar, karakterinin bir parçasına dönüşür. Demiryolu da böyledir. Mesela bir istasyonda beklerken diğer insanların görmediği şeyleri görmeye başlarsınız. Rayların   birbirine yaklaşırken neden hafifçe kıvrıldığını, bir makas değişiminin ne anlama geldiğini, uzaktan gelen lokomotif sesinin hangi yöne ait olduğunu fark edersiniz.  Hareket etmeyen bir yük treninin bile aslında büyük bir hareketin parçası olduğunu bilirsiniz. Bir süre sonra demiryolu yalnızca çalıştığınız sektör olmaz. Dünyaya bakma biçiminize dönüşür. Belki bu yüzden Ayn Rand'ın  Atlas Vazgeçti kitabını  okurken yalnızca bir roman okumadım.  Sanki uzun zamandır bildiğim ama adını koyamadığım bir duyguyla karşılaştım...

Sararmış Bir Fotoğrafın Ardından...

 Beyaz üzerine çiçekli elbisesi, bahar ya da yaz aylarının habercisi gibi… Fotoğrafın üzerine 1953 tarihini yazmış ama hangi ay olduğunu belirtmemiş. Saçlarını yanlardan iki küçük toka ile tutturmuş. Sağlıklı, biraz da kilo almış görünüyor. Yeşil çimenlerle kaplı bir bahçede, arkasında bir palmiye ağacıyla poz vermiş. Onu yakından tanıdığımdan mı, yoksa fotoğrafın nerede çekildiğini ve ardındaki hikâyeyi bildiğimden mi bilmiyorum; yüzünde “iyiyim ama içimde bir hüzün var” diyen bir ifade görüyorum. Babaannem, ilk ve tek çocuğunu, yani babamı doğurduktan kısa bir süre sonra, o dönemde yaygın olan vereme yakalanmış. Halk arasında “ince hastalık” olarak bilinen verem, o yıllarda zorlu bir tedavi süreci gerektiren ve çoğu zaman ölümle sonuçlanabilen bir hastalıkmış. Tedavi için aylarca sanatoryumda kalmak zorunda kalmış. Hastalığın bulaşıcı olması nedeniyle bu dönemi bebeğinden ve ailesinden uzakta, yalnız başına geçirmiş. İşte bu fotoğraf, o sanatoryumun bahçesinde çekilmiş. Y...

Yeşil Lojistikte Demiryolu Neden Daha Fazla Konuşulmalı?

Son yıllarda lojistik sektöründe çok önemli bir kavram daha sık karşımıza çıkıyor: Y eşil L ojistik . Aslında bu kavram yalnızca çevreye duyarlı taşıma yapmak anlamına gelmiyor. Artık yeşil lojistik; dış ticaretin, sanayinin, tedarik zincirlerinin, maliyet yönetiminin ve uluslararası rekabetin de doğrudan bir parçası haline geldi. Bugün bir ürünün hangi ülkede üretildiği kadar, nasıl üretildiği ve nasıl taşındığı da önem kazanıyor. Karbon ayak izi, emisyon raporlaması, sürdürülebilir tedarik zinciri, enerji verimliliği, karbon piyasaları ve sınırda karbon düzenlemeleri artık sadece çevre başlığı altında değil; ticaretin yeni kuralları içinde değerlendiriliyor. Bu nedenle şu soruyu daha fazla sormamız gerekiyor: Yeşil lojistik hedeflerinde demiryolunu yeterince konuşuyor muyuz? Bence hayır... 😏 Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi, ulaştırma sektörünü de doğrudan ilgilendiriyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yürütülen “Türkiye’nin Ulaşımda Net Sıfır Emisyon Yol Ha...

İletişim

  Benimle demiryolu taşımacılığı, lojistik, sürdürülebilir ulaşım, medya çalışmaları, röportaj, konuşmacı daveti ve iş birliği talepleri için iletişime geçebilirsiniz. Mesajlarınızı aşağıdaki e-posta adresi üzerinden iletebilirsiniz: inukhet@gmail.com Profesyonel iş birlikleri, yayın davetleri, sektör değerlendirmeleri ve içerik çalışmaları için tarafıma ulaşabilirsiniz.

Rayların Dışında

  İnsan sadece yaptığı işten ibaret değil... Bazen bir şarkı, bazen eski bir fotoğraf, bazen yürürken aklıma takılan bir cümle, bazen de hiç beklemediğim bir duygu beni başka bir yere götürüyor. İşte  Rayların Dışında  biraz da böyle bir yer olsun istedim. Burada demiryolu yazılarından biraz uzaklaşıp daha serbest yazacağım. Belki bir anıdan söz edeceğim, belki bir şehirden, belki bir kitaptan, belki içime dokunan küçük bir detaydan… Bazen de sadece o gün aklımdan geçenleri paylaşacağım. Çünkü hayatın da kendi yolculukları var. Kimi zaman raylar bize yön verir, kimi zaman da raylardan biraz uzaklaşmak gerekir. Durmak, bakmak, düşünmek, hissetmek… Belki de insan en çok o zaman kendine yaklaşır. Bu bölümde biraz daha kişisel, biraz daha içten, biraz daha filtresiz olacağım. Mesleki kimliğimin yanında, hayatı anlamaya çalışan tarafıma da yer açmak istiyorum. Raylar benim için hep önemli oldu. Disiplini, sürekliliği, bağlantıyı ve yol almayı hatırlattı. Ama raylar...

Demiryolu Günlükleri

Demiryolu taşımacılığı, lojistik sektörünün en stratejik ama çoğu zaman en az konuşulan alanlarından biri. Oysa bugün sürdürülebilir ulaşım, yeşil lojistik, küresel tedarik zincirleri, intermodal taşımacılık, lojistik koridorlar ve dış ticaret konuşuluyorsa; demiryolunu bu başlıkların dışında düşünmek artık mümkün değil. İşte Demiryolu Günlükleri tam da bu ihtiyaçtan doğdu. ST Endüstri Radyo’da yayınlanan Demiryolu Günlükleri programı ile demiryolu taşımacılığını yalnızca teknik bir taşıma modu olarak değil; ekonomiye, sanayiye, ihracata, çevreye, şehirlerin ve ülkelerin bağlantısallığına dokunan geniş bir ekosistem olarak ele alıyoruz. Bugüne kadar 120 bölümü geride bırakan programımızda; sektör profesyonellerini, kurum temsilcilerini, akademisyenleri, uzmanları ve lojistik dünyasının farklı alanlarında deneyim sahibi isimleri ağırladık. Her bölümde demiryolu taşımacılığının bugünkü durumunu, gelişim alanlarını, sorunlarını, fırsatlarını ve geleceğini konuşmaya çalıştık. Bazen bir ...

Abonelik