Hayatımın ilk uzun tren yolculuğunu lise birinci sınıfın yaz tatilinde yaptım. Ananem, büyük teyzem ve ben, Haydarpaşa Garı'ndan Pamukkale Ekspresi'ne binerek Isparta'ya, ananemin çok yakın bir dostunu ziyarete gidiyorduk. O gün bunun yalnızca bir seyahat değil, yıllar sonra bile zihnimde yaşamaya devam edecek bir hatıraya dönüşeceğini elbette bilmiyordum. O yaşlarda bana hem çok uzun hem de fazlasıyla heyecan verici gelen on dört saatlik bir yolculuktu bu. Belki de ilk kez, bir trenle gerçekten tanışıyordum. Yol boyunca trenin ritmine öyle alışmıştım ki Isparta'ya vardıktan sonraki gün bile hâlâ hareket ediyormuşum gibi hissediyordum kendimi. Sanki bedenim rayların düzenli salınımını unutmamıştı. Bugün geriye dönüp baktığımda, trenin sesini, ritmini ve ruhunu ilk kez o yolculukta hissettiğimi düşünüyorum. Gece yarısı koltukta yarı uykulu hâlde ilerlerken trenin bazı istasyonlarda uzun uzun beklemesi bana çok ilginç gelmişti. Karanlığın içinden yükselen düdük se...