Ana içeriğe atla

Demiryolundan Hayata Uzanan Notlara Yeniden Başlarken...

 Uzun zamandır sessiz kalan bu bloga yeniden dönmek, benim için yalnızca eski bir sayfayı açmak değil; yıllar içinde biriken düşünceleri, gözlemleri ve notları yeniden paylaşmaya başlamak anlamına geliyor.

Demiryolu taşımacılığı benim için yalnızca raylar, trenler, hatlar ve istasyonlardan ibaret olmadı. Demiryolu; ülkeleri, şehirleri, limanları, üretim merkezlerini ve insanları birbirine bağlayan güçlü bir sistem. Bazen bir lojistik koridor, bazen bir kalkınma meselesi, bazen sürdürülebilir ulaşımın omurgası, bazen de geçmişten geleceğe uzanan sessiz ama derin bir hikâye…

Bu blogda bundan sonra demiryolu taşımacılığına, lojistik koridorlara, intermodal taşımacılığa, sürdürülebilir ulaşıma ve sektörün geleceğine dair değerlendirmelerimi daha düzenli paylaşmak istiyorum. Avrupa’da ve dünyada yayımlanan raporları, Türkiye açısından önemli gelişmeleri, sektörün ihtiyaçlarını ve demiryolunun stratejik önemini zaman zaman bu sayfalarda ele alacağım.

Bunun yanında, blogun yalnızca teknik ve sektörel yazılardan oluşmasını da istemiyorum. Çünkü insanın baktığı her konu, biraz da kendi yolculuğundan izler taşır. Bu nedenle zaman zaman hayata, yolculuklara, şehirlere, insana, üretmeye ve değişime dair kişisel notlar da burada yer alacak.

Eski yazılarımı da bu blogun hafızası olarak koruyorum. Çünkü her yazı, yazıldığı dönemin düşüncesini, heyecanını ve izini taşıyor. Bazılarını güncelleyecek, bazılarına bugünden yeniden bakacak, bazılarını ise olduğu gibi arşivde tutacağım.

Yeni dönemde bu alanı; demiryolundan lojistik koridorlara, sürdürülebilir ulaşımdan hayata dair notlara uzanan bir düşünce alanı olarak yeniden kurguluyorum.

Yolculuk yeniden başlıyor.

Hoş geldiniz.


Nükhet Işıkoğlu
Demiryolu, lojistik koridorlar, sürdürülebilir ulaşım ve hayatın içinden notlar…


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Demiryolu, Bir Tünel, Bir Mühendis…

Takvimler 1927 yılını gösterdiğinde dünyada hayat şimdikinden çok farklı bir şekilde akıyordu… Tüm yeryüzünde 2 milyar insan yaşıyordu ve henüz sadece bir Dünya Savaşı olmuştu. 1927 yılında ülkemizde yapılan ilk genel nüfus sayımında Türkiye’nin nüfusu 13 milyon 648 bin 270 kişi çıkmıştı. Atatürk Time Dergisi’ne ikinci kez kapak olmuş,   İstanbul Radyosu ilk yayınına Sirkeci’deki Büyük Postane Binası’nın bodrum katında yine bu yıl başlamıştı. Milli mücadeleden bağımsız bir devlet olarak çıkan, tüm yurdu demir ağlarla örmeye kararlı genç Türkiye Cumhuriyeti, “Bir karış fazla şimendifer” parolasıyla art arda demiryolu projelerini hayata geçirmeye başlıyordu. Bu çalışmalar kapsamında çıkarılan bir kanunla, Irmak – Filyos Demiryolu hattının yapımına da 1927’de başlanmış oldu.   Kömüre Giden Demiryolu Özellikle savaş dönemlerinde kömür sıkıntısının çekilmesi, Batı Karadeniz kömürlerine sadece denizden ulaşılması bir demiryolu inşasını zorunlu kılmaktaydı. Demiry...

Ankara Gençlik Parkında Bir Küçük Tren…

İnsanların boş zamanlarını geçirdiği, ailece eğlendiği ve gezdiği mekânların günümüzdeki kadar alternatifi olmadığı devirlerde, Ankara Gençlik Parkı’nın kent sakinleri üzerinde güçlü bir cazibesi ve büyüsü vardı. Ankara’da doğup büyümüş ya da sonradan yerleşmiş olsun çoğu insanın yolunun bir şekilde düştüğü Gençlik Parkı, kim bilir kaç kuşağın anılarında silinmez izler bırakmıştır. Ünlü edebiyatçımız Rıfat Ilgaz “Gençlik Parkı”nı şu mısralarla anlatır; Bütün sokakları bu kentin Gençlik Parkı'na açılır, Bir sevgi ilkyaz sıcaklığında, Bir türkü yükselir uygarlıktan yana, Halktan yana, emekten yana, bilimden yana, Alır karamsarlığımızı götürür, Mavilikte açılır tomurcuk, Bir halı dokunur yurt güzelliğinde, Geleceğin yollarına serilir, Genç dediğin boy atmalı özgürlüğe doğru, Büyümeli yılların kısırlığında böyle dik, Gün ışırken yerini almalı en önde, Gençlik Parkı'nda coşkudan bayrak çekilmeli… Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara, başkent ...

CHESTER PROJESİ

Sanayi Devrimi’nin en büyük simgelerinden biri olan demiryolu Osmanlı İmparatorluğu’na birçok yenilikten daha önce girmiştir. Osmanlı İmparatorluk sınırları içindeki ilk demiryolu, İngilizlerin de teşviki ile Mısır’da İskenderiye – Kahire arasında inşa edilmiştir. Osmanlıyı Avrupa’ya bağlayan ilk demiryolu ise 1888 yazında işletmeye açılmıştır. Avusturya sınırından başlayıp Belgrad, Niş, Sofya ve Edirne’den geçerek İstanbul’a uzanan Şark Demiryolları Osmanlı başkentini artık doğrudan doğruya Viyana, Paris, Berlin ve Calais üzerinden Londra’ya bağlıyordu. Ulaşım, gittiği bölgelerde kültürel, iktisadi, siyasi ve askeri standardizasyona her zaman hizmet etmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nda ise isyanların başladığı, ülkenin zayıfladığı bu dönemde Osmanlı Devleti yöneticileri için ulaşım tüm bu özelliklerinin ve etkilerinin yanında “toprak birliğini güvence altına almak” için de en etkili ve öncelikli işlev olarak görülmüştür. Osmanlı demiryollarına yapılan yatırımın %90’ı yabancıy...

Abonelik