İnsan sadece yaptığı işten ibaret
değil...
Bazen bir şarkı, bazen eski bir
fotoğraf, bazen yürürken aklıma takılan bir cümle, bazen de hiç beklemediğim
bir duygu beni başka bir yere götürüyor. İşte Rayların Dışında biraz
da böyle bir yer olsun istedim.
Burada demiryolu yazılarından
biraz uzaklaşıp daha serbest yazacağım. Belki bir anıdan söz edeceğim, belki
bir şehirden, belki bir kitaptan, belki içime dokunan küçük bir detaydan… Bazen
de sadece o gün aklımdan geçenleri paylaşacağım.
Çünkü hayatın da kendi
yolculukları var.
Kimi zaman raylar bize yön
verir, kimi zaman da raylardan biraz uzaklaşmak gerekir. Durmak, bakmak,
düşünmek, hissetmek… Belki de insan en çok o zaman kendine yaklaşır.
Bu bölümde biraz daha kişisel,
biraz daha içten, biraz daha filtresiz olacağım. Mesleki kimliğimin yanında,
hayatı anlamaya çalışan tarafıma da yer açmak istiyorum.
Raylar benim için hep önemli
oldu. Disiplini, sürekliliği, bağlantıyı ve yol almayı hatırlattı. Ama rayların
dışında kalan hayat da bana başka şeyler öğretiyor: yavaşlamayı, şaşırmayı,
gülmeyi, üzülmeyi, yeniden başlamayı…
O yüzden burası blogumun biraz
daha özgür, biraz daha nefes alan köşesi olsun.
Hoş geldiniz...
Rayların biraz dışında, ama
yine de yolculuğun içindeyiz.

Yorumlar
Yorum Gönder